Beni Takip Edin

11 Kasım 2015 Çarşamba

Kreşe Başlama Yaşı Ne Olmalı?

Bu yazı benim gibi çalışan anneler için ve ayrıca ailesinden çoook uzakta, evde bakıcı mı baksın yoksa kreşe mi vereyim ikileminde kalan, kayınvalidem candır ama bu kadar beraber yaşadığımız yeter diyenleredir. Artık hangisi size uyuyorsa alsın bir zahmet üstüne ;) 



anne-ebe.blogspot.com

Kızım da artık kreşe gitmeye başladı. Yaklaşık 2 ay oluyor. Bu konuyla ilgili düşüncelerimi, Azra'nın kreşe alışmasını ve tepkisini görmek için biraz geç yazdım. Evet kreşe başladı. Tabi ki elinden tutup artık kreşe gideceksin, işte burası kreşin, bu da öğretmenin demedik. Her şey taa o doğduğunda başlamıştı, 2 yaşını doldurunca kreşe başlayacaktı. Her bir adımla onu kreşe hazırladık, nasıl mı?
Çalışan bir anne olunca bu planlamalar, çocuk doğmadan önce yapılıyor. Doğum izni bitince, kim bakacak, nasıl ve nerede bakacak bunların hepsi cevaplamamız ve planlamamız gereken birer aşamaydı.

Doğum izni sonrası kayınvalidem ve halam dönüşümlü olarak evimizde, ben işteyken kızıma baktılar. 15 aylık olana kadar süt iznimi kullanacağım saatleri kızıma göre ayarladım. Ek gıdaya başlama, emekleme, yürüme aşamaları, onun gelişimi için çıkması gereken birer basamaktı. Ben yanındayım,  güvenebileceği insanlar da yanında oldu. Destekleyici, güven verici bir tutum sergiledik bu dönemde. 15 aylık olduğunda kendi yemeğini yiyebiliyor, kaşık ve çatal kullanabiliyordu. Çocuğa yemek yemesi konusunda bu öz güveni ona vermek gerekiyor bence, peşinden koşup yemek yedirmedim hiç. 18 aylık olduğunda tuvalet eğitimi dönemine de girmiş olduk. Çişini yaptığında söylemesi, kakasından rahatsız olması tuvalet eğitimi dönemine girdiğinin belirtileridir. Tabi hemen bezini çıkarıp eğitime başlamadım. Bu konu ile ilgili yazımı buradan  ulaşabilir siniz.

Kızım 2 yaşında, tuvaletini nerede ve nasıl yapacağını biliyor, yemeğini kendisi yiyebiliyor, iç çamaşırını, alt kıyafetini giyebiliyor. Onun en verimli saatlerinde yanında da olamıyorum. Kreşe başlama zamanına 1,5 ay kala, kızıma telkinlerde bulunmaya başladık (eşimin bu tarz uygulamaları desteklenip, ödüllendirecek boyutta gerçekten). Telkin derken; basit cümlelerle ona “Azra kreşe gidecek”, “çişini, kakasını tuvalete yapacak”, “arkadaşları olacak”, “abisiyle beraber, babası kreşe götürecek”, “ öğretmeni olacak”, “öğretmenimizin adı da Yıldız”, “arkadaşlarıyla beraber kahvaltı yapacak, yemek yiyecek”. Bu cümleleri sık sık, yeri geldikçe kızımıza söyledik. Sonrasında sorular sorarak onun tepkisini ölçtük. “Azra nereye gidecek?” cevabı –kreşe! “Azra kreşte çişi, kakası gelince nereye yapacak?” cevabı- totalete! (tuvalet demek istiyor) :). Hazırlık aşamamız kısaca bu şekilde oldu. Bu konuda farklı düşünenler olabilir. Her anne evladının yanında olmak ister, ben de isterdim. Şartlar maalesef yazının en başında bahsettiğim birkaç durumda bizi zorladı. O yüzden kreş benim için bir fırsat oldu. Fırsat diyorum çünkü, oğlumda kreşin, olumlu yönde çocuğu etkilediğini gördüm. Gönül rahatlığıyla da kızımızı kreşe gönderme kararı aldık.

Kreşe başladık ama ilk hafta uyum sağlaması kolay olsun diye yarım gün gitti. Her şey işte bu yarım günden sonrasında saklı! Benim evde bakmam mümkün değil, işe götürsem o da olmaz derken eşim bir hafta boyunca tüm öğleden sonralarını kızıyla beraber iş yerinde geçirdi. Yemek yedirmek, tuvalet gereksinimini karşılamak ve hatta uyutmak! Ben şaşkın abidin, demek ki neymiş iş başa düşünce babaların çocuk bakma performansı da artarmış. Ne güzel kaynaştılar, baba-kız! Babalarda gizli cevherler var, ortaya çıkarmaya bakın;)


anne-ebe.blogspot.com
 anne-ebe.blogspot.com

Çalışan anne-baba çocuğu olmak, bazen iki sandalye arasında uyumayı gerektirir!!! O mutlu, eziyet çektiğini düşünmeyin ;) 

Çalışan anne ve babalar için, çocuğun kreşe gitmesi, kendi deneyimlerime göre artı sağlamakta. Her şeyi kendisinin yapmasına fırsat verilmekte, bu da özgüvenini geliştirmektedir. Ayrıca bir babanın çocuk bakımında neler yapabildiğini görmemizi sağlamaktadır! :)

Çocuklarımız için her konuda en iyi kararları vermek biz anne babalara düşmektedir(eğitim, sosyal faaliyetler, bakımı, ihtiyaçları vb.). Evet doğru ama bir şeyi unutmamak gerek diyorum ve Halil Cibran'ın dizelerini sizinle baş başa bırakıyorum!

                          ÇOCUKLAR
"Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil, 
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları. 
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller. 
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil. Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır. 
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil. Çünkü ruhlar yarındadır, Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz. 
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları Kendiniz gibi olmaya zorlamayın. Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur. 
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar. Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar. Okçunun önünde kıvançla eğilin. Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever."
                                                          Halil Cibran


Sevgiyle Kalın! Anne-Ebe :)

1 yorum:

  1. Bizim kreşe başlamamız biraz daha erken ve sancılı oldu. Ayça ya 24 aya kadar bakma kararım vardı. bu nedenle işimde kamu olduğu için bu fırsatı değerlendirmek istedim. tabi bu süre içinde yapışıktık. hiç bir şekilde 5 dakika bile benden ayrı biryerde kalmadı. 19 aylık oduğunda yavaş yavaş kreşe gitme hazırlıklarını işlemeye başladık. ara ara gideceği kreşe küçük ziyaretler yaptık. bu ziyaretler yarım saat kadar sürdü. Özellikle yaz aylarını değerlendirelim istedik çünkü çocuk sayısı daha azdı ve bahçede kocaman bir kum havuzu ve oyuncaklar vardı. bu ziyaretlerimiz 20 aylıkken günde iki saate çıktı. 1 ay boyunca bende dahil sınıfta ya da bahçede iki saat onunlaydım. ama ona müdahale etmedim. öğretmenlerimiz ilgileniyordu. ben sadece oturuyordum. bu arada sınıftaki tüm öğrenciler bana alışmış arada kucağıma geliyorlardı. tabi bu bir süre sonra kıskançlığa benim annem krizlerine neden olmaya başladı. son aşamaya geçtik... 21 aylıkken yanlız bırakıyordum.. tabi ayrıldığı an itibariyle ağlama krizi başlıyordu. teslim ettikten 5 dakika sonra alıyordum. ertesi gün 10 dakika sonra 15 dakika diyerek 1 ay boyunca süreleri uzatarak bıraktık. bir ara pes edip bakıcı arayışına girdik çünkü bu süreler boyunca sürekli ağlıyordu. ama kreş sahibimiz devam vaz geçmek yok dedi... çünkü Ayça ağlarken bize sarılarak ağlıyor yani bu bize güvendiğini gösterir dedi. bu nedenle devam ettik. bu arada işe başladım. Müdürlere durumu anlatınca onlarda anlayış gösterdiler ve sabah kahvaltı yani 9,30 gbi bıraktım, akşam da uyanır uyanmaz yani 3,30 da almaya başladım. bu arada gayet uyumluydu sadece uyandığında huzursuz oluyordu. ve bir süre sonra kreşin bahçesinde bekledim ki uyanınca değil aklına gelince hemen beni görsün diye ve sonunda tam gün uyumlu oldu. ve sabah mutlu gitti akşam mutlu ayrıldı. bu arada halen (ki kendisi şu anda 39 aylık) en son alınan çocuk sa mutsuz oluyor o yüzden mümkün olduğunca sınıfta son kalmadan almaya çalışıyoruz. sancılı bir süreç yaşadık ama ne olursa olsun iyiki vazgeçmedik.

    YanıtlaSil

Yorumlarınız benim için çok değerli, lütfen yorum bırakın. Yorum bırakan arkadaşlara çok teşekkür ederim :)